Editör

el-aziz@el-aziz.com 26 Eylül 2017 Salı 18:14 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ERBAKAN’DAN İLGİNÇ BİR ANEKDOT

Bir seminerde Erbakan şunu anlattı: Türkiye güçlenip kontrolünden çıkmasın diye büyük bir duyarlılıkla sanayileşmesini, teknolojiye sahip olmasını engellemeye çalışan Siyonizm’i aşmamız mümkün görünmüyordu. Hazırladığımız 200 projeden büyük kısmının temelini atmış 70 kadarını hizmete açmıştık. Diğerlerini hizmete açmamızı engellemek için bizim iktidardan uzaklaştırılmamız için her yola başvuruyordu. Ancak bazı projelerimiz vardı ki Siyonizm’in fırsat vermesine hiç ihtimal yoktu. Siyonizm, Osmanlı’nın varisi bir Türkiye’yi sahip olduğu dünya hâkimiyeti için en büyük tehlike gördüğünden bağımsız bir güç olup yeryüzüne hakkı, adaleti yaymasına mani olmasına imkân vermiyordu. Bu yüzden üstün teknolojiye dayalı stratejik bazı önemli projelerimizi Güney Kore’de gerçekleştirerek öyle Batının tekelini kırdık. Dünyanın öbür ucundaki Güney Kore’yi önemsemediğinden, orda olup biteni mercek altına alma gereği duymuyordu. Türkiye güçlendiğinde o projeleri biz burada da gerçekleştireceğiz.
 
Erbakan teknolojik üstünlüğün önemini anlatırken Kadeş Savaşını örnek vermişti: Mısır’ı hâkimiyeti altına alan Firavun yeryüzünde batılı temsil ediyordu. Mezopotamya’da hakkı temsil eden Hz. İbrahim’den miras kalan bir düzen vardı. İki güç arasında Kadeş Savaşı yapıldığında Eski Mısır’da demir tekerlek icat edilmişti. Mezopotamya’da ise taş tekerlek kullanılıyordu. Savaşta taş tekerlekli arabaya ancak bir asker binebiliyordu. Atı sürerken ok atamıyor, ok atarken de atı süremiyordu. Bu yüzden bir, atı sürüp bir, ok atıyordu. Bu minvalde savaşması zorlaşıyordu. Buna mukabil Mısırlıların demir tekerlekli arabalarına 2 asker bindiğinden biri sürekli atı sürerken diğeri sürekli ok atıyordu. Bu teker farkıyla o savaşı Firavun kazandı ve inkârcı batıl zihniyet hâkimiyetini kurdu.
 
Siyonizm’in mevcut dünya hâkimiyetinin sahip olduğu üstün savaş teknolojisine dayanıp o sayede sürdürüldüğünü belirten Erbakan hakkın hâkimiyeti için daha üstün teknolojiye sahip olmak gerektiğini anlatırken şunu söyledi: İslam’ın füzesi yapıldığında günümüzde kullanılan füzelerin hızı onun yanında kağnı mesabesine düşecek!
 
Erbakan Millî Görüş’le Dünya Siyonizm’i karşısında siyasi mücadele ederken Türkiye’de savunma sanayii ve teknolojisini kurmada da aynı güç ve zihniyetle karşı karşıya geliyor o engeli aşmak için de farklı yollar yöntemler kullanıyordu. Türkiye savunma sanayiinde, teknolojisinde üst üste hamleler yaparken bunun Erbakan’ın tesis ettiği müesseselerden kaynaklandığını pek kimse bilmez. Siyasi irade henüz tam bağımsızlığını elde edebilmiş değil; o yüzden Erbakan’ın siyonizm karşısında gerçekleştirdiği başarı dile getirilemiyor!
 
Millî Görüş’ün Türkiye’ye siyasi bağımsızlık ve teknolojik üstünlük kazandırma hedefinin gerçekleşmesi durumunda ancak Erbakan’ı milletimize, bütün insanlığa gerçek mahiyeti ile anlatmak mümkün olacaktır. Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya, Adil Düzen için savunma sanayii ve teknolojisinde mutlak üstünlüğün sağlanması gerekir. Şimdiki üstün teknoloji üretme hızıyla bunun çok kısa zamanda gerçekleşmesi beklenmektedir.
 
Küresel Siyonizm karşısında mutlak güç üstünlüğü elde edilmeden Türkiye’de 1923 hile rejimi ve köle düzenini tamamen ortadan kaldırıp paganist resmi ideolojiye son vermeye imkân yoktur. Türkiye dünyada bulunmayan üstün savunma teknolojilerini ürettiğinde bir güç karşısında duramaz. Artık bağımsız, özgün politikalar üretmesi, küresel hâkimiyetini Adil Düzenin tesisinde kullanması söz konusu olur, önünde engel kalmaz.
 
Erbakan Millî Görüş hareketini başlattığı ilk günden itibaren Siyonizm’in kurduğu küresel zulüm düzenini mutlaka yıkacağız derken şu hususu da belirtiyordu: Günümüzde dünya tek merkezden yönetilmek mecburiyetindedir. Aksi halde barış, güvenlik, huzur mümkün değildir. Öyle ki, bütün dünyaya hâkim olsanız, bir tek Arnavutluk’a söz geçiremezseniz, atom bombası yapar dünyayı yakar!
 
Nitekim Erbakan’ın dediğini şu anda dünya yaşamaktadır. Kuzey Kore gibi küçücük ülke sahip olduğu nükleer silahlarla tüm dünyayı korkutup endişeye sevk etmektedir. Bundan ders alınıp bütün dünyayı D-8’in deklare ettiği şu ilkeler temelinde yönetecek Adil Düzen kurulacaktır: Yeryüzünde savaş değil, barış; gerginlik değil, diyalog; sömürü değil, işbirliği; çifte standart değil, adalet; kibir tekebbür değil, eşitlik ve bir arada hakka riayet ederek yaşamak.
 
Bu evrensel ilkelerin Erbakan’ın katıksız ve katkısız İslam diye tarif ettiği Millî Görüş’ün ilkeleri olarak Adil Düzenin anayasasını oluşturduğunu belirtmeliyiz. Erbakan’ın Yeni Bir Dünya, Adil Düzen dediği küresel sistemin bu 6 ilkesine hiç kimsenin ne bir madde ilave etmesi ne de eksiltmesi mümkündür. İslam Birliği ve Adil Düzen bu ilkelerle kurulacaktır.
 
Siyonistlerin 1897 Basel Konferansında aldıkları kararları hayata geçirmek için 20. Asrın ilk yarısında artarda çıkardıkları iki küresel savaşın ardından, 1945 Yalta Konferansında kurdukları 2 bloklu dünya düzeni Erbakan’ın deklare ettiği D-8’in bu 6 ilkesinin tam/kâmil manada tersini yeryüzüne egemen kılmayı amaçlıyordu ki, bunu başardı. Siyonizm’e bu yüzden bütün peygamberlerin geleceğinden bahsettiği, ümmetlerini korkuttukları Deccal demek kesinlikle yanlış olmaz.
 
Çok yalancı, çok hilekâr, çok zalim, alabildiğine sapkın, inkârcı, din düşmanı bir zihniyeti temsil ettiği hadislerde bildirilen Deccalın Siyonizm olduğundan şüphe edilmemelidir. Bu Deccal zihniyetinin yeryüzünde yaygın hale getirdiği savaşlar, katliamlar, zulüm, sömürü ve terör tüm insanlığı sarıp sarmalamıştır. Deccal daha fazlasını nasıl yapsın ki?
 
Hadislerde açıkça Deccalın Yahudi olduğu zaten bildirilmektedir. Ne var ki, istikbale dair hadislerin mutlaka tevil edilmesi zaruriyeti söz konusu olduğundan bütün bir insanlığı bu denli ifsad edip sapıklığa sürükleyeceği bildirilen Deccalı olağanüstü yaratılışta bir insan olarak zannederek öyle tarif etmişlerdir. Henüz ideolojik sistem fikrinin gelişemediği eski zamanlarda Deccalın Siyonizm gibi bir ideolojik inkârcı sistem olduğu öngörülememiştir.
 
Tıpkı Deccal gibi, onunla savaşacak ve yenecek olan bir kurtarıcı şahsiyetten de gelmiş geçmiş bütün peygamberler ümmetlerine bahsedip müjdelemişlerdir. Hz. Muhammed’in (SAS) de hadislerinde çokça sözünü ettiği Deccal ve Mehdi, ardışık olarak gelecek olan iki küresel düzenin kurucularıdır. Deccal yeryüzüne inkâr, isyan, zulüm, sapıklık, kötülük adına ne varsa hâkim kılacak. Mehdi ise bu döneme son verip yeryüzüne hakkı, adaleti, barışı, mutluluğu hâkim kılıp insanlığa ikinci bir asrısaadet -altın çağ- yaşatacaktır.
 
Aleyhissalat-ü Vesselam Efendimizin bu hadisleri irat buyurduğu dönemdeki anlayışlara göre ifade ve tasvir ettiği bu ahir zaman şahsiyetlerinin/olaylarının doğru anlaşılabilmesi için mutlaka tevil edilip yorumlanması gerekir. Eğer hadis metinlerini olduğu gibi anlama ve açıklama yoluna gidilirse aklın, mantığın ve Adetullahın asla mümkün göremeyeceği, uçuk durumlar söz konusu olur. Günümüzde bir kişinin tek başına bütün dünyaya hâkim olacak bir düzeni bir ömür içinde inşa edip yürütmesinin mümkünatı yoktur. Siyonizm de Yahudi liderlerin 1897 Siyonist Kongresinde aldıkları kararlar 1945 Yalta Konferansında hayata geçirilip Birleşmiş Milletler çatısı altında iki bloklu küresel sistem kurularak hâkim olmaya başlamıştır. Siyonizm’in bu küresel hâkimiyeti Erbakan’ın Millî Görüş hareketine start verdiği 1969 yılında gücünün doruğundaydı. Siyonizm’in gerçek mahiyetini insanlık boyutunda açıklayan ve küresel yapılanmasıyla mücadele eden ilk ve tek kişi Erbakan’a hayat boyu fiziki bir saldırı yapılamayışı, ortadan kaldırılamayışı ise büyük bir mucizedir.
 
Erbakan Millî Görüş hareketini tek başına başlatmış ise de gizli-açık örgütler kurarak bir toplumsal mücadele ile çok yönlü olarak yürütmüştür. Yani çağın şartlarına, imkânlarına uygun rasyonel bir mücadele yürütmüştür. Yalta Konferansında kurulan iki bloklu düzen SSCB’nin dağılmasıyla son bulmuştur. SSCB’nin işgal ettiği Afganistan’da İslami Cihadı başlatan direnişçiler karşısında yenilmesiyle dağıldığı bilinmektedir. O direnişin Erbakan tarafından örgütlendiğinin en açık kanıtı iki önemli lideri Hikmetyar ve Rabbani’nin bütün önemli Millî Görüş etkinliklerine gelip katılmalarıdır.
 
SSCB dağılınca Siyonizm’in tek süper güç ABD liderliğinde ilan ettiği yeni dünya düzeni de müttefikleriyle birlikte işgal ettiği Irak’ta İslami Direnişçiler yenilgiye uğrattığından son buldu. Afganistan cihatçı örgütlerinin versiyonları olan Irak’taki direniş örgütleri, Saddam Hüseyin’in Cumhuriyet Muhafızları ordusunun gerilla vaziyeti alıp mücadele etmesinden sonra gelip savaşa katılmışlar, ABD ve müttefiklerini yenilgiye uğratmışlardı. Bu savaşın da stratejisini Erbakan hazırlayıp yürüttü. Sonuçta Siyonizm’in Yalta Konferansında inşa ettiği küresel sistemi Erbakan yıktı. Bu süreç hala devam etmektedir.
 
>>>O<<<   
 
Sayı: 983
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • o.ışıl - 27 Eylül 2017 Çarşamba 08:08
    mükemmel.varolsun erbakan hocamız.
DÖVİZ KURLARI
USD 6.2384     EURO 6.8405     IMKB 105994     ALTIN 317,534    
Expression #1 of SELECT list is not in GROUP BY clause and contains nonaggregated column 'Awhaber_elaziggundem.c.id' which is not functionally dependent on columns in GROUP BY clause; this is incompatible with sql_mode=only_full_group_by