Editör

el-aziz@el-aziz.com 25 Ekim 2017 Çarşamba 03:12 DİĞER KÖŞE YAZILARI

MSP 1973 SEÇİMİNDE MECLİS’E GİRDİĞİNDE DARBE HAZIRLIĞI BAŞLADI

Erbakan 1923 hile rejimi ve köle düzeninin, arkasındaki Siyonizm’in küresel gücünün en iyi farkında olan bir lider olarak Millî Görüş hareketini ona göre planlayıp programladı ve kusursuz uyguladı. Toplumun gerçek mahiyetini bilmediği bir hegemonik güç karşısında millî bağımsızlık, özgürlük mücadelesini verirken statüko içinde kalarak fitne uyanmasın diye son derece dikkatli, titiz davrandı. Mücadelesini mevcut kurallar içinde yürüttü, asla şiddete başvurmadı.
 
Türkiye’yi Küresel Siyonizm adına bir derin devlet mekanizmasının yönettiğini keşfetmiş olduğundan, siyasete atılmadan önce ordu bünyesinde millî derin devlet yapılanmasının kuruluşunu gerçekleştirmişti. Kendisine yönelik gerçekleştirilecek askeri darbelere tedbir olarak hazırladığı bu yapı 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 askeri süreçlerini kontrol altına alıp hedeflerinden saptırarak farklı icraatlar gerçekleştirdi. Böylece Türkiye bugünkü bölge lideri küresel güç konumuna gelmiş oldu.
 
İlk Partisi Millî Nizam 12 Mart 1971 Muhtırası sürecinde kapatılınca bu süreç içinde Millî Selamet Partisi’ni muhtıracı generallerin desteğinde kurarak 1973 Seçiminde Meclis’teki üçüncü büyük grubu oluşturdu. İki ayrı koalisyon hükümetinde yer alan Erbakan sadece Türkiye’de değil bütün İslam Âleminde büyük yankılar uyandırdı.
 
Erbakan’ın tek başına sıfır toplumsal tabanla başlattığı Millî Görüş hareketini saptırmayı ve mecrasından çıkartmayı hedefleyen rejim Müslümanlara nefes bile aldırmayan baskı yöntemlerini askıya alarak, her türlü aşırı İslami gruplara alabildiğine bir özgürlük ortamı oluşturdu. Böylece bir yandan laikliği çiğneterek askeri darbeye gerekçe hazırlamayı öte yandan da Millî Görüş hareketine musallat ettiği güdümlü dini gruplara meydanı açmayı, İslami anlayışı dejenere etmeyi hesaplayan 1923 hile rejimi ve köle düzeni ayrıca anarşi ile de ortamı gerip toplumu tedirgin edip bezdiriyordu.
 
Erbakan’ın koalisyon ortağı olduğu Milliyetçi Cephe Hükümeti ile girdiği 1977 Seçiminde 48 milletvekilinin yarısını yitirip 22 üye ile Meclis’e girmesi karşısında dönemin yazarları, artık askeri darbeye gerek kalmadı millet Erbakan’ın ocağına incir ağacı dikecektir şeklinde köşelerinde statüko yönetimine kılavuzluk ettiler. Şu hususun da altını çizmeye özen gösteriyorlardı: Ecevit’in başaramadığını Demirel başararak Erbakan’ın hakkından geldi!
 
Bu doğru tespit aslında şu anlama geliyordu: İslam ve Müslümanlarla mücadelede inkâr münafıklık kadar etkili olamıyor. O dönem Ecevit açık din düşmanlığı yaparken, Demirel münafıkça hareket edip dini cemaat, tarikat ve grupları tavlıyordu. Devlet destek/himaye ve imkânlarıyla palazlandırılan bu dini yapılanmalar Millî Görüş’e karşı kullanılırken aynı zamanda da tefrika unsuru olarak birbirleriyle de mücadele ettiriliyorlardı.
 
Erbakan iki seçim öncesinde birtakım önlemler alarak partisinin oylarını düşürmek istedi ki biri 1977, diğeri 1995 genel seçimiydi. 1977 Genel Seçiminde Millî Selamet Partisi’nin milletvekili sayısı artsaydı darbe yapılarak bertaraf edilecekti. Erbakan durumu biliyordu, önlem alarak milletvekili sayısının yarıya düşmesini sağladı. Aynı şekilde 1995 Seçimini birinci parti olarak kazandığında aslında tek başına iktidar olması da mümkündü. Ancak eğer tek başına iktidar olsaydı 28 Şubat 1997 sürecine tek başına muhatap olacaktı, hiç manevra imkânı bulamayacaktı. DYP ile koalisyon şeklinde 54. Hükümeti kurduğundan, protokoldeki dönüşümlü başbakanlık maddesi gereği, erken seçim kararı alınmak üzere Erbakan görevi şık bir şekilde Çiller’e devretmek üzere bıraktı. Demirel, Mesut Yılmaz’a başbakanlık görevini verince iktidar 28 Şubatçılara geçti. Erbakan artık milli derin devlet ile hücuma geçti ve 28 Şubatçıları perişan edip 3 Kasım 2002 Erken Genel Seçimindeki hezimetlerini sağladı. Bu sayede AKP tek başına iktidar oldu ve hala ülkeyi yönetiyor.
 
Erbakan 28 Şubat 1997’den 4 yıl önce 1993’te Aytunç Altındal’a verdiği röportajda bizim iktidar olmamızı istiyorlar demişti. Aytunç Altındal’ın iktidar olmaktan korkuyor musun sorusuna korkmuyorum da beni neden iktidara getirmek istedikleri ilginç değil mi? Şeklinde cevap vermişti. 1994 yerel seçiminde başta İstanbul, Ankara birçok büyükşehir ve il belediyesini kazanan Refah Partisi’ni Erbakan isteseydi tek başına iktidar yapardı.
 
Sıkça dile getirdiğimiz bu konuyu bu defa şu bağlamda hatırlatmak istedik: Erbakan tüm süreci başta belirttiğimiz gibi planlayıp programlayarak kusursuz şekilde uygulayarak bu başarılı sonucu 1923 hile rejimi ve köle düzeni karşısında alabildi. Küresel Siyonizm’i de bu süreçte gerileten Erbakan, 1945 Yalta düzenini de çökertti ve Türkiye’nin küresel güç haline gelmesini sağladı.
 
Erbakan kurduğu millî derin devlet aracılığıyla 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat süreçlerini bir plan, program dâhilinde amacının aksi istikametinde yöneterek nihayet AKP projesini de hayata geçirdi. Çünkü yaşlandığını görüyor, iktidarı yetiştirdiği genç jenerasyona bırakıp hayatta iken ülke yönetimini istikrara kavuşturmak istiyordu.
 
Nitekim Küresel Siyonizm Erbakan’a yönelik yaptığı darbelerin, komploların benzerlerini AKP iktidarına karşı da yapmaya kalkıştı ama hiçbirinde başarılı olamadı. 27 Nisan’daki E Muhtırası ile öncesindeki provokatif Cumhuriyet Mitingleri, Gezi Parkı eylemleri, 17-25 Aralık Yargı Darbesi girişimi ve nihayet 15 Temmuz FETÖ Darbe girişimi AKP iktidarına yönelik devirme hamleleriydi. Bunların hiçbiri başarılı olamadı. Çünkü millî derin devletin tasfiye ettiği İttihat ve Terakki’nin Cumhuriyet’teki uzantısı Ergenekon derin devleti hiçbir şekilde yeniden oluşturulamadı. Erbakan millî derin devleti egemen kıldıktan sonra veda edip darı bekaya göçtü. Türkiye’yi yönetmekte olan millî derin devlet birçok ülkede ortak hareket ettiği siyasi güç odakları da oluşturmuş bulunuyor.
 
15 Temmuz Darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarının Türkiye’yi ne kadar yönettiği çıplak gözle görüldü. Yaverlerin FET֒cü olmasından, MİT’in hiç kimseyi bilgilendirmemesine kadar darbe hazırlığından tamamen bihaber bir Cumhurbaşkanı hiç ülkeyi yönetiyor olabilir mi? Keza onca kapsamlı bir hazırlık yapmış bulunan dış destekli 15 Temmuz Darbe girişimini her şeyden habersiz bir yönetim püskürtmüş olabilir mi?
 
Kamuoyunu kandırmak için oluşturulan sokağa dökülen halk darbeyi önledi algısının ise hiçbir gerçekliği yoktur. Asıl amacı katliam yaparak iç savaş çıkartmak olan bir zihniyete silahsız sivil halk mani olabilir mi? Halkın sokaklara dökülmesini onların amacına hizmet eden bir durum olarak görmek gerekir. Katliam yapılacak önlerinde hazır bir kitle olması onların tam istedikleri bir durumdu; millî derin devlet buna fırsat vermedi.
 
Lakin çok açık anlaşıldı ki millî derin devlet darbenin hazırlık sürecini tümüyle izlemiş ve her türlü tedbirini de almış. Manipüle ederek de erken harekete geçilmesini ve başarısız olmasını sağlayarak inisiyatifi ele almış. Ardından da eliyle koymuş gibi, tüm unsurlarını kısa sürede derdest edip tutuklattı. Önceden planlandığı anlaşılan karşı darbe sürecinin de anında başlatılıp halen sürdürülüyor olması da darbe hazırlığının başından beri takip edildiğini göstermektedir; karşı tarafın kontrollü darbe demesindeki neden budur. Bunun başka tülü açıklaması olamaz.
 
CHP’li sözcü, bir televizyon programında kontrollü darbeyi 3 maddede şöyle açıklamıştı: 1-15 Temmuz bir gerçek darbeydi. 2-Darbeyi FETÖ yapmaya kalkıştı. 3-Darbe önceden biliniyordu. Bu 3 maddenin hepsi de doğrudur. Ancak üçüncüsü açıklanmaya muhtaçtır. Tamam, darbenin yapılacağı önceden biliniyordu. Peki, kim biliyordu? Asıl püf noktasını kimse söylemek istemiyor; çünkü millî derin devlet biliyordu demek işine gelmiyor!
 
Kimse darbeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan biliyor diyemez zira saatlerce ecel terleri döktü. Başbakan Yıldırım veya bir bakanın bildiği de iddia edilemez. Genelkurmay Başkanının, kuvvet komutanlarının bilmediği de açık. Hepsi derdest edilip rehin alınmıştı. Geriye kim kaldı: MİT Müsteşarı Hakan Fidan! Hakan Fidan zaten darbenin göbeğindeydi. Lakin bu darbeyi bilip önleyen millî derin devletten onun da haberi yoktu, olamazdı. Şayet olsaydı darbe başarısız olmazdı; ya da hiç girişilmezdi.
 
Ergenekon darbe hazırlıklarının da tamamı gerçekti, belgeleri de oluşturulmuştu; lakin o darbeler fiiliyata geçmediği, macun tüpten çıkmadığı için yok sayıldı. Ne kamuoyunu, ne de yargıyı küresel güç ve medya bombardımanı altında ikna etmek mümkün olabildi. Bu durumu gören millî derin devlet 15 Temmuz Darbe girişiminin netleşmesini bekledi.
 
                                                              >>>O<<<
Sayı: 987
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 6.2384     EURO 6.8405     IMKB 105994     ALTIN 317,534    
Expression #1 of SELECT list is not in GROUP BY clause and contains nonaggregated column 'Awhaber_elaziggundem.c.id' which is not functionally dependent on columns in GROUP BY clause; this is incompatible with sql_mode=only_full_group_by