SÜREKLİ DÖVÜYOR!

Herkesin diline pelesenk olup kimsenin adını açıklamaya cesaret edemediği bu üst aklın sahibi var ya; her taşın altında çıkan, her yemeğin mutfağında piştiği, burnumuzun dibindeki şu bildik, tanıdık İsrail’in dışında kimse değil!

14 Haziran 2016 Salı 19:24 < MANŞET
Türkiye’nin üstün aklı “üst aklı”

SÜREKLİ DÖVÜYOR!
 
Son günlerde kimsenin öznesini bilmediği ya da açıklayamadığı bir üst akıl tartışmasıdır gidiyor medya organlarında… Üst akıl istedi, üst akıl yaptı, üst akıl şöyle, üst akıl böyle, üst akıl aşağı, üst akıl yukarı.
 
Lakin hiç kimse cesaret edip de bu üst aklın sahibinin ismini söyleyemiyor. Bu üst akıl ABD mi, Avrupa Birliği mi, Rusya mı, Çin mi, kim? Yoksa Birleşmiş Milletler mi? Bu üst akıl hangi ülkeye, kuruluşa veya kişiye ait; söyleyen, bilen yok. Dillerden düşmeyen üst aklı ne okuyan, duyan biliyor; ne de tanıyan var. Oysa iktidarın dilinde, muhalefetin gündeminde hep üst akıl var. Medyanın da baş konusu hep üst akıl.
 
Bu muğlaklığı, müphemliği ortadan kaldırmak, ilgilisinin merakını gidermek adına, serdengeçti cesareti göstererek bu üst aklın sahibini, iş başa düştü gayri biz açıklayalım…
Herkesin diline pelesenk olup kimsenin adını açıklamaya cesaret edemediği bu üst aklın sahibi var ya; her taşın altında çıkan, her yemeğin mutfağında piştiği, burnumuzun dibindeki şu bildik, tanıdık İsrail’in dışında kimse değil ha! Şimdi anladınız, artık biliyorsunuz bu üst aklın sahibinin kim olduğunu. O halde şu yere göğe sığdırılamayan üst aklın nelere kadir olduğunu ya da olamadığını birlikte değerlendirelim. Ve bu meşum üst aklın uygulamaya koyduğu önemli stratejilerini birer birer ele alıp sonuçlarına birlikte bir bakalım da neler başardığını görelim…
 
Önce Büyük Ortadoğu Projesi ambalajı içinde Büyük İsrail Planını hayata geçirmek için başlattığı Irak’ı Türkiye üzerinden kuzeyden işgal stratejisi ve 1 Mart Tezkeresinden başlayalım…
 
Aslında bu, Irak’ı değil Türkiye’yi dostça ve kalleşçe işgal planıydı. Çünkü Türkiye’den talep edilenlerin içerisinde Irak’ı kuzeyden işgal etmekle hiç alakası olmayan hususlar da vardı. Örneğin, Trabzon Hava üssünün konuşlanmak için istenmesi. Güneydoğuda 80 bin kişilik Pentagon gücünün konuşlanmasının talep edilmesinin de Irak’ın kuzeyden işgali ile pek alakası yoktu. PKK’ya kurtarılmış bölge oluşturmayı amaçlayan entrikadan başka bir şey değildi. Irak’a girmeye güzergâh istiyorsun; konuşlanmak da ne?!
 
Nitekim bazı gazetelerin manşetten verdiği haberler üst aklın Irak’ı Türkiye üzerinden kuzeyden işgalle gerçekte neyi amaçladığını şöyle açıklıyordu: Pentagon Nevada Çölünde Türkiye’yi işgal senaryosuyla tarihinin en büyük askeri tatbikatını gerçekleştirdi!
 
Siyonist üst akıl bu planı yaparken Türkiye’yi yöneten üst akıl da karşı planını hazırlıyordu. BOP ancak Türkiye bölünüp çökertildiğinde hayata geçirilebilirdi. Birinci Körfez Savaşında Türkiye ile Irak arasında savaş çıkartıp Arap ülkelerini başına toplamak stratejisiyle Kuveyt’in işgali senaryosu sahnelenerek 28 ülkeden oluşan bir koalisyon oluşturulurken bölgeye bir de Çekiç Güç konuşlandırıldı.
 
Üstün akıl, Türkiye koalisyonda yer aldığı halde Kuveyt’e asker göndermeyerek Irak petrol boru hattını kapatmakla yetindi. Böylece savaşa bulaşmayarak üst aklın stratejisini sonuçsuz bıraktı. Onun üzerine Kuzey Irak Kürtlerini Saddam geliyor diyerek provoke edip Türkiye’ye doğru kaçmaya, sınırını geçerek içeriye girmeye sevk ettiler. Türkiye Kuzey Irak Kürtlerini engelleyip durdurmayı, bunun için çarpışmayı değil; aksine içeri buyur edip misafir etmeyi yeğledi. Böylece Türkiye-Irak savaşı çıkartmak isteyen üst akıl yine avucunu yaladı. Daha sonra da Çekiç Güç bölgeden uzaklaştırılarak planı kökten bozuldu.
 
Komşu bir ülke ile savaşa sokup işini bitirme planı boşa çıkartılınca üst akıl bu kez Türkiye’yi doğrudan işgal stratejisine yöneldi. Üzerinden Irak’a kuzeyden girme gerekçesiyle Türkiye’yi işgal planı yapılarak uygulamaya konulurken üstün akıl da karşı planını yürüttü…
 
Birinci Tezkere ile Pentagon adeta Türkiye’yi işgale kırmızı mumla davet edildi. Onun üzerine limanları büyük savaş gemilerinin yanaşabileceği şekilde gelip derinleştirdiler. Büyük nakliye uçakları iniş-kalkış yapabilsin diye hava üslerini genişlettiler. Güneydoğu’da 80 bin ABD askerinin konuşlandırılacağı arazi satın alındı, bedelleri peşin ödendi. Bütün bunlara 850 milyon $ harcandığı açıklandı. Pentagon güçleri de gelip İskenderun Körfezine dayandılar, karaya çıkmak için sabırsızlanıyorlardı…
 
ABD Başkanı Bush; Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi için haçlı savaşı başlattığını, 22 İslam ülkesi haritası değiştirilerek yeni sınırlar çizileceğini açıklarken; ya bizimlesiniz ya da düşmanımız diyor, bir başka yol ve seçenek bırakmıyordu. Ve dünyanın onca anlı şanlı ülkesinden tek itiraz bile çıkmıyordu!
 
İşte bu ahval ve şerait karşısında üstün akıl 1 Mart 2003 Tezkeresini TBMM’den geri çevirerek Türkiye sizinle birlikte değil diyordu! Ne var ki bunu meydan okuyarak değil, diplomatik bir yöntemle ifade etti.
 
Bütün dünya saçları diken diken olmuş, gözleri öne fırlamış; tek süper güç ABD Türkiye’ye ne yapacak diye nefesini kesmiş beklerken bir de ne görsün: Pentagon Güçleri Süveyş Kanalı yolunu tutmuş Irak’a güneyden girmek üzere yola koyulmamış mı? İşte bu, üstün aklın üst akla attığı bir düğümlü kazıktı!
 
Sonunda ise yapa yapa, Kuzey Irak’taki askeri birliğimize baskın yapıp subaylarımızın kafalarına çuval geçirerek derdest ettiler. Lakin bu bile yanlarına kâr bırakılmadı. Daha üst rütbeli bir Pentagon generali eşliğinde subaylarımız helikopterle getirilerek üslerine bırakıldı. Bir de özür dilendi. Dünyanın tek süper gücü ABD’nin değil, haydutların ancak yapacağı bir korsanlığı yerli uşakları büyüttüler de büyüttüler…
 
O rezalet olayı öyle büyüttüler ki; ABD’nin bütün kayıplarını, başarısızlıklarını, yenilgilerini onunla örtüp gözlerden kaçırdılar. Subaylarımızın kafasına geçirilen çuvallar aslında Türkiye ve dünya kamuoyunun kafasına geçirildi mütareke medyası tarafından. Başkan Bush, olay sonrası NATO zirvesini İstanbul’da toplayıp Türkiye’nin gönlünü almaya çalıştığı halde bunu bile görmedi, yok saydı aşağılık işbirlikçiler.
 
Peki, sonuçta ne oldu? ABD ve müttefikleri Irak’ta ağır kayıplar verdiler, sonunda da çekilmek zorunda kaldılar. Yaptıkları astronomik askeri harcamaları nedeniyle başlayan küresel ekonomik kriz pençesine düştüler ve hala kurtulamadılar. ABD tek süper güç konumunu yitirirken BOP dünyanın gündeminden çıktı, unutuldu. İlan edilen Yeni Dünya Düzeninin de şimdi yerinde yeller esiyor. Bölgeden çekilen ABD artık dönmeyi düşünemiyor bile. Terör örgütü PKK-PYD ile işbirliği yaparak ancak bölgeyi dizayn etme çabasını şerefsizce sürdürüyor; lakin nafile.
 
Sanılmasın ki, bütün bunlar öylesine gerçekleşti. Kendiliğinden hiçbir şey olmaz. Türkiye’nin üstün aklı bütün bunları planlayarak gerçekleştirdi… Türkiye’yi hile ile işgal planına çanak tutan üstün akıl ABD’yi ve müttefiklerini Irak işgaline mecbur etti. Önünde sonunda Türkiye’yi mutlaka bir şekilde işgal etmenin planını yapan üst aklın taşeron olarak kullandığı ABD ve müttefiklerini Irak’a çekip orda işlerini bitirdi.
 
Türkiye Saddam yönetimi ile son anına kadar ilişkilerini sürdürerek Cumhuriyet Muhafızları Ordusunun gerilla vaziyetine geçirilmesini sağladı. Pentagon güçlerinin Irak’a intikali 6 ay sürdü. Bu süreçte cihatçı İslami gruplar da Irak’a intikal etmiş oldu. Ve ABD ile müttefiklerine Irak’ta cehennem hayatı yaşattılar.
 
Eğer Türkiye işgal edilseydi, hiçbir İslam ülkesi bir şey yapamazdı. Nitekim Birinci Dünya savaşında bu yaşandı. Türkiye ayakta kaldığı ve güçlendiği sürece İslam ülkelerinde emperyalistler başarılı olamaz.
 
Türkiye’nin üstün aklının Birinci Körfez Savaşı ve Irak işgali sırasında küresel gücün üstün aklına nasıl galip geldiğini açıklamaya çalıştık. Şimdi bölgedeki diğer gelişmelere bakalım…
 
Üzerinde durulması gereken ikinci gelişme Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi. Birinci Körfez Savaşına katılan ABD’li generallerin anlattıklarını Güneri Cıvaoğlu Sabah’taki köşesinde aktarıp büyük yankılara neden olmuştu…
 
Ezcümle ABD’li generaller diyorlardı ki; Kürtler Kuzey Irak’ta yönetimlerini kuracaklar. Türkiye önlemek isterse savaşmak zorunda kalacak. Onların da ağır silahları olacak, vs. Şimdi aradan tam 25 yıl geçtiği halde gelinen durum şudur: Mesut Barzani Türkiye ile entegre olmak istediğinden, CİA ve MOSSAD’ın kendisine darbe yapmaya kalkıştığı bir süreç yaşanıyor! Bu sanırız durumun yeterince anlaşılması için yeter, fazla söze hiç gerek yok.
 
Üçüncüsü, başlatılan Arap Baharı ve Suriye konusunda üstün aklın gelinen noktada elde ettiği sonuç... ABD ve müttefikleri bölgeden çekilince geride bıraktıkları boşlukta Arap Baharı denilen fırtınalar koptu. Türkiye’nin yürütmekte olduğu komşularla sıfır sorun politikasını akamete uğratan bu gelişmelerden küresel üst akıl bugüne kadar kendi adına hiçbir başarı ya da olumlu sonuç elde edebilmiş değildir.
 
Türkiye ise halen gerçek anlamda bu süreçten bir ciddi zarar görmüş değildir. Gelişmelerin seyrinin ise bölge lideri küresel bir güç konumunda bulunan Türkiye’nin vizyonu doğrultusunda olduğunu söylemek asla yanlış olmaz. Bölge ülkelerindeki istikrarsızlık, yönetemeyen devletler, sınırların ortadan kalkması yalnızca Selçuklu ve Osmanlı’nın devamı Yeniden Büyük Türkiye vizyonu için şartları hazırlamaktadır!
Eskiden küresel üst aklın böl ve yönet politikası İslam Dünyasında hâkimiyet kurmasına yarıyordu artık öyle değil; şimdi Yeniden Büyük Türkiye vizyonuna hizmet ediyor. Küresel üst akıl Türkiye’yi Suriye’nin iç savaşına çekerek tuzağa düşürmeye çalıştı ama başaramadı, kendi başına dert açtı ve çözemiyor.
 
Rusya’nın Suriye iç savaşına katılması yalnız İsrail’i sıkıntıya soktu. Rus uçağını düşürmesi Türkiye’ye ayrıca Suriye savaşına girmeme gerekçesi oluşturdu. Rusya, Suriye sahasını Türkiye’ye kapattığından savaşa katılması imkânsız hale geldi. Elbetteki iyi oldu. Türkiye, mültecilerine harcadığından çok daha fazlasını Suriye ekonomisini içine çekerek aldı. Suriyeli 3 milyon mülteci Türkiye’nin nüfusunu arttırdı.
 
Zaten Türkiye-Suriye sınırının her iki tarafında aynı demografik yapı var. Sınırın iki yanında da Araplar, Kürtler, Türkmenler yaşıyordu. Şimdi iç içe geçtiler, Suriye’nin ileride Türkiye ile entegrasyonu kolay olacak. Türkiye’nin üstün aklı Suriye politikasında da küresel üst aklın politikasını yenilgiye uğratıyor.
 
Dördüncüsü içerideki gelişmeler: PKK terörü, Ergenekon derin devleti ve paralel yapı. Üst aklın PKK’yı Büyük İsrail’i kurmak amacıyla Türkiye’yi bölmek için örgütlendiğini izaha gerek yok. Türkiye’nin en üst düzey yetkilileri İsrail’in PKK’yı maşa olarak kullandığına, Avrupa ülkelerindeki desteği sağladığına kaç defa işaret ettiler. İsrail yetkilileri ise PKK’yı ve bir bağımsız Kürt devletini desteklediklerini sayısız kere ifade ettiler…
 
Lakin PKK bugüne kadar Türkiye’ye verdiği zarardan çok daha fazla yarara neden oldu. PKK ile savaş Türk Silahlı Kuvvetlerini ve emniyet güçlerini dünyanın en iyisi, en başarılısı yaptı. Eğer bugün Türkiye doğrudan işgal edilemiyorsa ve kendi ayakları üzerinde durabiliyorsa PKK ile mücadele sayesindedir.
 
Üst aklın Türkiye’de yapılandırdığı ve yönettiği bir işbirlikçi derin devletinin varlığı yadsınamaz. Selanik kökenli İttihat ve Terakki Cemiyetinin Cumhuriyet dönemindeki devamı bu derin yapılanmayı üstün akıl paralel yapıyı kullanarak dağıtıp bertaraf etti. Suçu paralel yapıya yükleyerek meydana gelen tahribata yönelik şimdi bir rehabilitasyon süreci yürütüyor.
 
Paralel yapı denilen Cemaat’e gelince; bu köken itibariyle üstün aklın bir oluşumudur. Lakin üst akıl da içine nüfuz ederek amaçlarına hizmet ettirmeye çalışmıştır. Şimdi üst akla bağılı unsurlar ayıklanmaya çalışılıyor. Her şey aslına rücu eder. Sonunda Cemaat yine yararlı bir duruma getirilecektir. Ergenekon operasyonlarıyla tahrip edilen sağlam dokular nasıl ki Cemaat suçlanarak onarılıyorsa ileride Cemaat’i de operasyonlar sırasında zedelenen dokularını onarmak için suçu bir başkasına atıp rehabilite etmek, yine faydalı duruma getirmek mümkündür.
 
Son olarak Reza Zarrab olayı: Üstün akıl Zarrab’ı kullandı İran ambargosunu delip Türkiye’ye çok para kazandırdı. Sonra ABD’nin kucağına atıp başına bela etti. Üst akıl Zarrab’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birtakım karın bölgeleri için şantaj aracı yapmaya çalışıyor. Lakin bunda da başarılı olamaz. Üstün akıl Ahmet Davutoğlu’nu parlattıktan sonra oldukça şık bir operasyonla ayırıp nadasa aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıpratılırsa Ahmet Davutoğlu yedekte bekletiliyor. Üstün akıl yine üst aklı şapa oturtup yaptığı şantaja pişman ettirecektir; bundan adımız gibi eminiz. Çünkü Türkiye’nin üstün aklı İsrail’in üst aklını 40 yıldır hep dövdü, hiç dayak yemedi; kavga bu minvalde devam edecektir.
 
Tamam, üst aklın İsrail’e ait olduğunu belirttik. Peki, üstün akıl kime ait? Üstün akıl Millî Görüş’e aittir! Bugün dünya iki aklın karşılıklı mücadelesine sahne oluyor: Siyonist üst aklı-Millî Görüş’ün üstün aklı!
 
Sayı: 919
EtiketlerElazığ el-aziz
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • YUSUF - 15 Haziran 2016 Çarşamba 13:34
    Bir kaç haftadır yazılarınızda sizin de tam çözümleme yapamayıp kararsız kaldığınız ve netlik kazandıramadığınız konulara açıklık getirdiğiniz çok sade oldukça anlamlı bir yazı olmuş.
  • Diplomat - 15 Haziran 2016 Çarşamba 08:56
    Süper. Allah razı olsun.
DÖVİZ KURLARI
USD 6.6029     EURO 7.2441     IMKB 89644     ALTIN 335,600    
Expression #1 of SELECT list is not in GROUP BY clause and contains nonaggregated column 'Awhaber_elaziggundem.c.id' which is not functionally dependent on columns in GROUP BY clause; this is incompatible with sql_mode=only_full_group_by